SEPETİN DİBİ DELİK Mİ? 2025 KARAMÜRSEL RAPORU
Tarih: 1 Ocak 2026
Hoş geldin 2026... Sefalar getirdin, umarım giderken arkanda enkaz –veya kapatılmamış çukurlar– bırakmazsın.
Takvim yaprakları bir bir dökülürken, biz Karamürsel sakinleri olarak yine o meşhur "sahil kasabası huzuru" ile "şantiye sahası karmaşası" arasında sıkışıp kaldık. Geriye dönüp 2025’e baktığımda ne görüyorum biliyor musunuz? Biraz makyaj, biraz duman ve ayakkabılarımıza yapışan o inatçı çamuru.
Yılın bilançosunu çıkarmak, bu şehrin sokaklarını arşınlayan, derdiyle dertlenen bir kardeşiniz olarak boynumun borcudur.
Lafı hiç dolandırmayalım. 2025 yılında Karamürsel halkının sabır taşı çatladıysa, sebebi ne trafik ne de pahalılıktı; sebebi ISU’nun bitmek bilmeyen "köstebek" operasyonlarıydı!
Hizmet nimettir, başımızın üstünde yeri var. "Alt yapı olmadan üst yapı olmaz" dedik, sineye çektik. Ama Allah aşkına, bir sokak kazılır da aylarca "arkeolojik kazı alanı" gibi bırakılır mı? Mahalle araları, okul yolları adeta "Survivor" parkuruna döndü. Yazın penceremizi açamadık tozdan, ciğerlerimiz toz doldu; kış geldi, yağmur düştü, bu sefer de sokaklarımız Venedik kanallarına değil, balçık tarlasına dönüştü.
Sabah çocuğunu okula göndermeye çalışan anneyi düşünün; servise kadar çocuğu sırtında taşıyor çamur olmasın diye. İşe giden esnafı düşünün; arabasının alt takımı her ay o çukurlarda sanayilik oluyor. Her birey ayrı bir zulüm yaşadı. Bakkala gitmek bile bir "off-road" macerasına dönüştü. Kazmayı vurmak kolay, marifet onu zamanında kapatıp vatandaşı mağdur etmemekte. 2025’te Karamürsel halkı, kendi sokağında mülteci gibi yaşadı. Dileriz 2026’da asfaltı dökülmüş, çukuru kapanmış, medeni yollarda yürümek nasip olur.
Sadece sokaklarımız bozulmadı, ciğerlerimiz de yandı. Ağustos sıcağında Akçat ve Suludere ormanlarından yükselen o kara dumanları unutmadık. İtfaiye erlerimiz ateşin içine dalarken, sosyal medyada "Karamürsel ruhunu gördü ülke " hikayesi atıp sahilde çekirdek çitleme yerine çoluğu,çocuğu,yaşlısı,Genci günlerce Karamürse ruhunu tüm ülkeye gösterdi.
Bir şehir, sadece betonuyla değil, yeşiliyle ayakta kalır. 2025’te ormanı koruyamadık, dilerim 2026’da vicdanlarımızı yeşertebiliriz.
Tabii her şey bu kadar tozlu dumanlı değildi. Eylül gelince Ereğli’den yükselen balık kokusu hepimizin iştahını kabarttı. Belediye Başkanımız Ahmet Çalık’ın ızgara başına geçip binlerce kişiye balık ekmek dağıtması, tam bizlik, samimi bir kareydi. Şenlikler, festivaller güzeldir; şehre ruh katar. Lakin yıl sonunda yapılan "Evlilik Fuarı"nda aklıma takılan bir soru var: Gençler evlenmesine evlensin de, Karamürsel’de uçup giden ev kiralarıyla o yuvaları nasıl kuracaklar?
Fuarda gelinlik bakmak bedava ama o gelinliği koyacak evi tutmak artık "Karamürsel Sepeti"ni aşıyor.
Eğlenceye evet, ama gerçeklere de bir o kadar evet demeliyiz.
Ve son olarak...
Bu şehir "Huzurun Başkenti" diyoruz ama 74 yıl hapis cezası olan adamın elini kolunu sallayarak gezdiği, sonra paketlendiği bir yer haline gelmişiz.
Kolluk kuvvetlerini tebrik ediyorum, suçluya göz açtırmadılar. Ama bu durum bize şunu gösteriyor: Karamürsel, suçluların emeklilik kasabası olmamalı. Komşumuza, mahallemize, sokağımıza sahip çıkmazsak, o huzur masallarda kalır.
Özetle dostlar; 2025 Karamürsel için "engelli koşu" gibi geçti.
* ISU kazdı, kapatmayı unuttu; toza çamura battık.
* Festival yaptık, ormanın yanmasını ve zamanında söndürülmesini sağlayamadık.
* Suçluyu yakaladık ama "burada ne işi var" diye sormadık.
2026’da dileğim şudur: "Yapıyormuş gibi" görünmeyi bırakalım, gerçekten yapalım. Vatandaşın ayağı çamura değmesin, ciğeri yanmasın. Karamürsel bizim kalemiz. Kalesine sahip çıkmayan, deplasmanda seyirci olur.
Başınız dik, yolunuz (ve asfaltınız) açık olsun.