Ercan Buber

Zekâmı Hafife Alanlara Bir Çift Söz…

Ercan Buber

Zekâmı Hafife Alanlara Bir Çift Söz…

Hayatta tahammül edemediğim, belki de en nefret ettiğim şeydir zekâmın hafife alınması. Çünkü insanın yaptıklarını küçümsemek kolaydır; ama yapabileceklerinin sınırını hesaplayamamak, çoğu zaman en büyük yanılgıdır.

Ben ne yaptığımı da bilirim, neyi neden yaptığımı da… 

Gerektiğinde hangi sınırları nasıl aşabileceğimi de çok iyi bilirim. Bu memlekette ortalıkta dolaşıp kendini vitrine koymaya çalışanlarla benim meselem hiçbir zaman aynı olmadı. Çünkü bazıları görünmek için uğraşır, bazıları ise sadece varlığıyla ağırlık oluşturur.

Ve şunu çok net biliyorum; bu memlekette gerçekten itibarı olan, etkisi olan, sözleri karşılık bulan insanlar her yazılanın, yapılanın her şeyin farkında olmuştur.. Bana karşı yıllardır gösterdikleri o saygılı yaklaşımın nedeni de tam olarak budur. Ben hiçbir zaman sokak dedikodularıyla ölçülen biri olmadım. Beni bilenler, sessizliğin içindeki gücü de bilir, gerektiğinde masaya bırakacağım etkinin ağırlığını da…

Bugün konuşulan birçok şeyin tohumu, zamanında attığım birkaç satırın içinde gizliydi. Çünkü bazı insanlar gündemi takip eder… Bazıları ise gündemi oluşturur.

Ama işin en keyif aldığım tarafı şu:

Yazdıklarımdan en çok etkilenen, en çok rahatsız olan o kalabalığın; sağda solda “Aman ne olacak, bir haber yapmış… Alt tarafı köşe yazısı yazmış…” diyerek dolaşıp aslında gittikleri her yerde benim ismimi taşımaları…

İşte insan bazen böylesine büyük bir çelişki karşısında sadece gülümseyebiliyor.

Madem yazdıklarım bu kadar önemsiz, neden her cümlenizin içinde yine ben varım?

Madem canınız yanmıyor, neden bu kadar ses çıkarıyorsunuz?

İnanın, insanı ele veren şey söylediği söz değil… Susturamadığı öfkesidir.

Bakın size bir tavsiye vereyim:

Eskilerin yaptığı o büyük hatayı siz de yapmayın. Sohbetleriniz benimle başlayıp benimle bitmesin. Her ortamda beni konuşup sonra dönüp “Umurumuzda değil” demeyin. Çünkü insan en çok neyi inkâr ediyorsa, aslında en çok onun etkisi altında kalmıştır.

Söylemlerinizle yaptıklarınız birbirini tutsun.

Çünkü dışarıdan bakıldığında ortaya çıkan tablo bazen gerçekten trajikomik oluyor.

Şunu da herkes iyi bilsin…

Benim son yazdığım köşe yazısı sizin hayal bile edemeyeceğinizden fazla okunmuş. Bu rakamlar sadece bir sayı değildir; bu, insanların satırlarda kendine bir gerçeklik bulduğunun göstergesidir.

Devasa şirketlerle, büyük güç savaşlarıyla ve kirli dengelerle uğraşabilecek bir kalemin; memlekette günü kurtarmaya çalışan küçük hesaplarla uğraşması beni ancak hafifçe gülümsetir.

Çünkü bazı insanlar ses çıkarır…

Bazıları ise sadece masaya oturduğunda bile dengeleri değiştirir.

Ben bugüne kadar hiçbir zaman “büyük adam” rolleriyle işim olsun istemedim.

Ne kimseye yukarıdan baktım, ne sonradan görme tavırların içine girdim.

Benim için hâlâ bu hayatın en kıymetli kavramları dostluk, abilik ve kardeşliktir.

Bir bağı korumak için sonuna kadar mücadele ederim.

Ama bir yerde içimde bir şey bittiyse…

Orada artık dönüş olmaz.

Çünkü benim affetmediğim şey hata değil; karakter meselesidir.

Ben dimdik durduğum yerde ne kimsenin tribini çekerim, ne de sahte güç gösterilerine eyvallah ederim.

O yüzden siz siz olun…

Birbirinize masallar anlatın.

Kendi yankınızın içinde kendinizi dev aynasında görmeye devam edin.

Ama unutmayın:

Gerçek güç bağıranlarda değil…

Sessiz kaldığında bile insanların aklından çıkmayanda olur.

 

Yazarın Diğer Yazıları