ZANNETMELER BİTTİĞİNDE…
Gerçekler öğrenilince zannetmeler biter. Evet, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi, o kimilerine göre sinir bozucu, kimilerine göre ise özgürleştirici bir huyu vardır.
Yıllarımı bu mesleğe, kelimelerin ve olayların ardındaki o çıplak gerçeği bulmaya adamış biri olarak şunu çok net söyleyebilirim: Üstünü ne kadar örterseniz örtün, hakikatin nefes almak gibi bir derdi vardır. En beklemediğiniz anda, en ummadığınız çatlaklardan sızar ve aklınızda, fikrinizde, kalbinizde var olan birçok şeyle sizi bir anda yüzleştirir. O yüzleşme anı, soğuk bir duş gibidir. Titretir, sarsar ama en nihayetinde uyandırır.
Peki, insanı o an en çok ne yaralar biliyor musunuz? Sizi asıl vuran şey, duyduğunuz ya da yüzünüze çarpan o yepyeni ‘gerçek’ değildir. Size o zaman en koyan şey, karşınızdakine kendi hayatınızda verdiğiniz o yüce makamın, gözünüzün önünde tuzla buz olup gidişidir. Kendi ellerinizle, kendi iyi niyetinizle inşa ettiğiniz o sarsılmaz sandığınız tahtın, aslında derme çatma bir illüzyondan ibaret olduğunu görmektir.
Hayat zaten hep böyle değil midir? Belki de en büyük sınavımız, çok da anlam yüklemememiz gereken kişilere, taşıyamayacakları kadar büyük değerler yüklemektir. Onları kendi içimizdeki dev aynalarında büyütüp, sonra o aynanın gerçeğin taşıyla kırılmasıyla paramparça olan yansımalarını izlemek... Gözümüzün önünde bir anda küçülüp, o sahte ihtişamlarıyla yok oluşlarına şahit olmak.
Bir baba, bir insan ve yıllarını bu toplumun nabzını tutmaya vermiş bir gazeteci olarak tecrübeyle sabittir ki; hayal kırıklığının faturası hep o "fazladan verilen değere" kesilir. Bizler, insanların bize gösterdikleri yüzlerine inanmayı seçeriz, çünkü içimizdeki o saf niyet, herkesi kendi adalet terazimizde tartar. Ama gerçekler ortaya çıktığında, o terazi kırılır.
Varsın kırılsın.
Zannetmelerin verdiği o sahte ve geçici huzurdansa, gerçeklerin yüzümüze çarpan o sert rüzgarını her zaman yeğlerim. Çünkü yıkılan sadece yanlış insanların, yanlış kalplerdeki makamıdır; bizim gerçeğe ve samimiyete olan inancımız değil.
Kalın sağlıcakla.
**Ercan BUBER**
*Karamürsel TV Genel Yayın Yönetmeni*