TEHDİTLE SUSTURACAĞINI SANANLARA…
Geçtiğimiz haftalarda kamuoyunun gündemine taşıdığım “Apec Çelik’te büyük vurgun” iddiaları ilçede olduğu kadar iş dünyasında da ciddi yankı uyandırdı.
Açık konuşayım…
Ben bu konuyu öyle sosyal medyada üç beş paylaşım yapıp kapatacak biri değilim. Özellikle MASAK raporlarını detaylı şekilde inceleyip, belgeleriyle birlikte yeniden gündeme taşımayı planlıyordum.
Ama ne oldu?
Önce Zeki Demir tehdit edildi… Ardından çakma hesaplardan bana yönelik üstü kapalı imalı mesajlar gelmeye başladı.
Şimdi burada bir parantez açayım…
Ben öyle klavye delikanlılarının “gözdağı” verebileceği biri değilim.
Beni doğrudan tehdit edecek çapta adamlar zaten önce etrafına sorar. Sorduklarında da karşılarına çıkan cevap bellidir. O yüzden anca böyle imalı mesajlar, sahte hesaplar, “dikkat et” tarzı çocuk işi hareketler ortaya çıkıyor.
Zeki Demir gidip resmi şikâyette bulundu. Ben de buradan kısa ve net söyleyeyim:
'Herkesin atarı elinde, kantar belinde atan atacak, atamayan da kantarı sırtına alıp tar-ta-cak'
Anlaması gerekenlere...
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Bu tehditvari hareketlerin arkasında gerçekten kim var?
Apec Çelik Yapı’nın veliahtı olarak gösterilen Bahar Obdan mı?
Yoksa onun çevresinde “mafya filmi” izleyip kendini dokunulmaz sanan birkaç işgüzar mı?
Bakın…
Bahar Obdan hakkında şahsi olarak ağır konuşmak istemiyorum.
Sonuçta bir anne.
Bir bebeği var.
İnsan bazı şeylerde vicdan çizgisini korumalı.
Ayrıca profesyonel bir basın danışmanı ile çalışıp süreci ne güzel yürütüyor böyle bir süreçte neden böyle şeylere başvuruluyor ise eğer anlamış değilim. Benden tavsiye adli yolları bırakmadan devam etmeleri.
Buna kimsenin itirazı olmaz.
Ama…
Eğer Apec ismi üzerinden…
Eğer bağlantılar üzerinden…
Eğer gayriresmî ilişkiler üzerinden birilerine gözdağı verilmeye çalışılıyorsa…
İşte orada duracaksınız.
Çünkü ben ne Saim Demir’e benzerim…
Ne de Zeki Demir’e…
Biraz sormuşsunuz…
Biraz daha büyük ağabeylerinize sorun…
Onlar size gereken cevabı verir zaten.
Bugün geldiğimiz noktada Saim Demir hâlâ cezaevinde. Zeki Demir ise adli kontrol şartıyla dışarıda. Bunlar zaten sosyal medyada da, özellikle Yalova basınında da zaman zaman ısıtılarak gündeme getiriliyor.
Ama asıl mesele şu:
Ortada konuşulan milyonlarca liralık iddialar varsa…
Ortada MASAK boyutuna taşınmış incelemeler varsa…
Ortada karşılıklı suçlamalar varsa…
Bu işler sosyal medya kabadayılığıyla kapanmaz.
Belge konuşur.
Devlet konuşur.
Adalet konuşur.
Ben de MASAK raporları bana ulaştırıldığında oturup satır satır inceleyeceğim.
Kim kimi dolandırmış…
Kim kimle hareket etmiş…
Kim kime iftira atmış…
Kim milyonları kimlerle yürütmüş…
Eğer ortada bir suç varsa, bu millet her şeyi belgeleriyle görecek.
Çünkü gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.