Ercan Buber

Sevende, sevmeyen de gösterecek!

Ercan Buber

Kalabalıkta İşlenen Kabahatin Tenhada Özrü Olmaz

Yahu ben ne güzel emekli moduna girmiştim…

Üç yıldır sırt çantamı almış, dünyayı geziyor, kafamı dinliyor, kendi halimde hayatın tadını çıkarıyordum. Gazetede çocuklar sağolsun, günlük haberler ile devam ediyordu.

Bu gazetecilik öyle bir bela iştir ki…

İyi, doğru işler yaparlar; yazarsın, senden iyisi olmaz.

Her şeyin içine ederler; yazarsın, bu sefer “bak taraf oldu” derler.

Oldum…

Ben 16 yıldır hep aynı taraftayım.

Siz neredesiniz?

Ben dün kimlerle aynı düşüncedeysem, bugün de aynı yerdeyim. 

Dün ne söylediysem bugün de arkasındayım. 

Benim belediyeyle ya da belediyenin işleyişiyle yada CHP ile işleyişi ile ilgili şahsi hiçbir sıkıntım yok. Ama saygısızlığa, ihanete ve sahtekârlığa dün de tahammülüm yoktu, bugün de yok.

Bazıları gibi “güç nerede, kıblemi oraya döndüreyim” kafasına girseydim…

Ama mesele yer değil, mesele karakter.

Ben bir gün geçen gün yazdığım, savunduğum insanlarla kötü olursam, onu da çıkar açık açık yazarım.

Ama benim makam,para,çıkar gibi bir derdim olmadığı için sizin gibi sürekli taraf değişikliği yapmam.

Ve kimsenin yüzüne gülüp, arkasından film çevirmem.

Kaç gündür mesajlar, mailler atıyorsunuz…

Gündem değişsin diye Ahmet Çalık için vekillik çığırtkanlığı yapıyorsunuz.

Ben zaten sizin bu pis zihniyetinizi biliyorum.

Sadece yıllardır yakıştıramıyordum.

Ama meğer fazlası varmış.

Topun ağzından çıkmak için herkesi sattığınız dün gibi aklımda zaten ama can çıkıyor, huy çıkmıyormuş işte.

Geçmişte de gördüm, bugün de görünce hiç şaşırmıyorum.

Boşuna dememişler:

“Omurga yamuksa, düzelmez.”

Ben kötü günlerinde sevdiğim insanları…

Zorlukta yanında durduklarımı dost bildim.

Kötü gününde yanında olmadığın adama, iyi gününde methiye dizmenin adı dostluk değil; menfaattir.

Ahmet Çalık namuslu adamdır.

Tüyü bitmemiş yetimin hakkını ne yer, ne de yedirir.

Benim 16 yıldır sevgim de, saygım da bundandır.

Şimdi gündem değiştirmek için gazı başkalarına verin.

Bende işe yaramaz.

Son haftalarda yaşananlardan dolayı çok fazla kişi aradı.

İlçede yüz yüze görüştüklerim de oldu, uzun uzun telefonla konuştuklarım da…

Hepsine aynı şeyi söyledim, şimdi size de açık açık söylüyorum ki “miş”ler, “mış”lar ortadan kalksın.

Benim bu hayatta şahsi olarak kimseyle bir sıkıntım yok. Olamaz da!

Çünkü ben sıkıntılarımı ötelemem.

Varsa sorunum, gereğini yaparım.

Zamana yaymam.

Dolayısıyla Karamürsel Belediyesi’nde gecesini gündüzüne katan, ailesinden, hayatından fedakârlık yapıp büyük hizmetlerle ekmek parasını helaliyle kazanan herkese sevgim de sonsuzdur, saygım da. Emekçi ADAM canını dişine takıp çalışırken, birileri onların üzerinden egolarını tatmin etmeye başlarsa 

Birileri çıkıp da;

“Ben her şeyin üzerindeyim…”

“Orası benim himayemde…”

“Burası benim himayemde…”

“Ben istersem işçi alınır…”

“Ben istemezsem 40 yıllık adamın ayağı kaydırılır…”

egosuyla zulüm kurmaya başlarsa…

İşte o zaman ben de tatillerime ara verir, gazetemle şahsen ilgilenmeye başlarım.

Çünkü sessizlik suça ortak olmaktır.

Geçtiğimiz günlerde Ahmet Çalık bir paylaşım yaptı.

Küçücük bir çocuk camına bir not bırakmış.

Altına da yazmış:

“O bizim Ahmet…”

Şimdi size soruyorum…

Bir insan, el kadar bir çocuğun bile gönlüne nasıl böyle girer?

Neden hâlâ o gönüllerde yaşar?

Çünkü insanlar slogan üretmez…

Hak edilmiş bir gerçeği dillendirir.

“O bizim Ahmet” lafı masa başında bulunmuş bir PR cümlesi değil; halkın vicdanında oluşturulmak istenen bir kabulün adıdır.

Onu bulanlar, Ahmet Çalık’ı tanıyan, bilen, karakterini gören insanlardı.

Ve halk da bunu kabul etti.

Şimdi…

Ben gördüğümü, duyduğumu, bildiğimi söylemezsem…

Yazmazsam…

Konuşmazsam…

Bunca emeğin, bunca mücadelenin, bunca insanın vebaline girmez miyim?

Asıl ihanet bu olmaz mı?

Ve siz…

Gerçekten değer veren, seven, önemseyen insanlar…

Susup bir kenara çekilirseniz…

Kızıp sessiz kalırsanız…

Bu adamı yalnız bırakırsanız…

Kimi cezalandırmış olursunuz?

Düşmanı mı?

Hayır.

Sevdiğinizi.

Seven sevdiğini gösterecek kardeşim.

Sevmiyorsa da gösterecek.

Ama öyle “miş”, “mış” yok.

Net olacak.

Dik olacak.

Adam gibi olacak.

Siyaset biter…

Koltuklar gider…

Unvanlar silinir…

Ama keşkeler insanın içine mezar olur.

Bir ömür “keşke konuşsaydım” diyerek yaşamak var…

Bir de zamanında omuz vermek.

Tercih sizin.

Tamam…

Ben bu memleketin delisiyim.

Ama siz akıllılar da sevdiklerinizi yalnız bırakmayın.

Çünkü gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

Yazarın Diğer Yazıları