Ercan Buber

KARA KAPLI DEFTERLER AÇILSIN O ZAMAN!

Ercan Buber

Birazdan okuyacaklarınız ve en altta sizin için paylaştığım resimler arşivin minik bir bölümü; bu ilçede gazeteciliğe başladığım ve gazete çıkardığım yıllarda o dönemin belediye başkanı için yaptığım haberler ve Ahmet Çalık haberini başkanına koşa koşa gazeterimizden keserek yada internet sitesi çıktıları ile altlarını çizerek dosyalar ile sunulanların küçücük bir kısmını paylaşıyorum. İşin en acı yanı ise 10 ya da 15 sene önce şahsıma yapılan kumpasların belki de aynı zihniyetler tarafından devam etmesi! O zaman benim yaptığım haberleri başkanına servis edenler kurdukları örümcek ağı ile yine kumpas peşindelermiş ben yeni fark ettim. Yahu o zaman o kadar büyük gücünüz vardı uğraşamadınız şimdi çok güldüm inanın.

MİKSERLER, KAYITÇILAR VE YOLDA BIRAKANLAR

Hayatımızda bazı insanlar vardır…

Sürekli kulağınıza eğilirler…

“Bak buna dikkat et…”

“Şu şöyle yapmış…”

“Bu böyle konuşmuş…”

Senin arkandan şunu demiş…

Durmadan karıştırırlar.

Durmadan taşırlar.

Durmadan mikser gibi dönerler.

İşte ben böyle insanlardan hayatım boyunca hep uzak durmaya çalıştım.

Ne şahsi hayatımda…

Ne gazetecilik kariyerimde…

Bir kişinin bile benimle telefon konuşmasını gizlice kaydetmedim.

Ne telefonumda…

Ne bilgisayarımda…

Kimseye ait gizlice alınmış bir ses kaydı, görüntü kaydı, kumpas malzemesi bulamazsınız.

Çünkü benim zihniyetim hiçbir zaman bu olmadı.

Hatta bugün bir kişi çıksın,

“Ercan Buber yalan söylüyor aha bunu bunu yaptı” desin…

Aksini ispat etsin…

Malım da mülküm de onundur.

Bu kadar net konuşuyorum. Bu kadarda kendime güveniyorum.

Ama 15 yıldır bana neler geldi neler bir bilseniz ?

Maillerle…

Gazeteyi ilk kurduğum yıllarda mektup zarflarıyla…

Ses kayıtları…

Fotoğraflar…

Videolar…

Çünkü bazı zihniyetler konuşmaz…

Kaydeder.

Yüzleşmez…

Kumpas kurar.

Bu ilçe bunu defalarca yaşadı.

Ben gazeteciliğe ilk başladığım yıllarda,

başkana günlük götürenleri de biliyordum. Çünkü bu memlekette o kadar çok namuslu insan varki. Birileri size kumpas kurarken birileri de çok şükür kumpasları delilleri ile bana ulaştırıyordu. He şimdi kimi aile kurmuş, kimi torun torbaya karışmış diye alenen isimlerini ifşa etmiyorum.

 

Koltuk uğruna karakter satanları…

Namusunu, şerefini, karakterini satanları çok gördüm.

O koltuktan nasıl atıldıklarınıda görmek nasip oldu ama.

Beceriksiz bir adam hiç olmadım.

Ama hayatım boyunca rahat yaşamamın ve başarılı olmamın tek nedeni çok ama çok ve disiplinli çalışmak oldu…

İnandığım insanlara sadakat…

Çıktığım yola sadakat…

Düştüğüm yerden kalkacak kadar azim…

Beni ayakta tutan hep buydu.

Şimdi gelelim asıl meseleye…

Bazılarının kafasında kocaman bir ampul yansın diye bunu önden anlattım.

Bu evrenin değişmeyen bir gerçeği vardır:

Size kayıt getiren…

Sizin de kaydınızı alır.

Size laf getiren…

Sizin laflarınızı da başkasına götürür.

Bunu güç kaybetmeye başladığınız gün anlarsınız.

Ama o gün geldiğinde iş işten geçmiş olur.

İşte o zaman anlarsınız;

masanızdaki kalabalığın dost değil, fırsatçı olduğunu.

Ara sıra özellikle koltuk sahibi olan insanların bakış açılarını değiştirmesi gerekir.

Çünkü yola çıktıklarınızı…

Yolda bulduklarınıza değiştirirseniz…

Yolda bulduklarınız sizi ilk virajda bırakır. Zamanında yola çıktıklarına yaptıkları gibi.

Çünkü yediği kaba ihanet eden zihniyet,

40 yıl geçse de değişmez…

Şimdi gelelim Kerem Kahya meselesine…

Dün gündeme getirmiştim.

İlçemizin yetenekli evladı Kerem Kahya ile ilgili

Halil Bağdat ustanın sitemlerini…

Dün çarşıda çok değerli büyüğüm Mehmet Yılmaz (Cino) ile karşılaştım.

Dedim ki:

“Usta, bu iş nedir, detaylı anlat…

Bu kardeşimize ve güreşçilerimize nasıl sahip çıkarız?”

Sağ olsun uzun uzun anlattı.

Sonra Halil Bağdat ustayı aradık.

Konuyu dağıtmayayım, özet şu:

Güreş sahasına, yeni kurallara göre sporcunun yanına

ustası, hocası resmi olarak giremiyor.

Girmek için ya aktif güreşçi olmayacaksın…

Ya hakemlik yapmayacaksın…

Ya da resmî eğitmen statüsünde olacaksın.

Yani bu çocukların yanında

Ekrem Yavuz gibi bir ismin

antrenör olarak durması gerekiyormuş.

Asıl mesele ise şu:

Kerem Kahya’nın rakibi

3 kart almasına rağmen çıkarılmamış.

Kerem Kahya’nın kuleye yaptığı itirazlar da gösteriyor ki

orada ciddi bir hak kaybı yaşanmış.

Yani bu çocuğun hakkı yenmiş.

Halil Usta’nın sitemi de tam burada başlıyor:

“Bir daha olmasın…

Karamürsel’in delikanlıları kule kararıyla yenilmesin…”

Haklı mı?

Sonuna kadar haklı.

Yeteneğe sahip çıkmazsanız

başkaları sahip çıkar.

Emek verene omuz vermezseniz

başkaları o emeği alır götürür. Bir daha hiç bir evladımızın hakkının yenilmemesi için hepimizin elini taşın altına sokması gerekir.

 

KARAPAKLI DEFTERLER AÇILSIN O ZAMAN!KARAPAKLI DEFTERLER AÇILSIN O ZAMAN!KARAPAKLI DEFTERLER AÇILSIN O ZAMAN!KARAPAKLI DEFTERLER AÇILSIN O ZAMAN!KARAPAKLI DEFTERLER AÇILSIN O ZAMAN!

Sizi gidi su kurnazları sizi…

Yakında ilçe siyasetinde bomba etkisi yaratacak yazışmalar paylaşacağım. Yıllarca inandıkları davaya zamanını, parasını, hayatını heba eden ve işleri bitince bir kenara atılan insanların yaşadıklarını…

El kadar çocukların mahremlerinizi kimlere kıyak çektiğini, listeleri bile ben hazırlamadım benim suçum yok hep talimat aldım sitemlerini göreceksiniz! 

Herkes yaşattığını yaşamadan ölmez!

Yazarın Diğer Yazıları