Gösteriş Sofralarından Gerçek İftarlara: Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan
Ercan Buber'in Köşe Yazısı
Hoş geldin Ya Şehr-i Ramazan... On bir ayın sultanı, rahmet ve bereket ayı nihayet kapımızı çaldı. Evet, Ramazan geldi ama sormadan da edemiyor insan: Sahiden, Ramazan nedir? Biz neden oruç tutuyoruz?
Maksat lüks mekanlarda, kuş sütünün eksik olduğu iftar sofralarından boy boy fotoğraflar paylaşmak mı? Yoksa "Biz daha çok koli dağıttık, daha fazla yemek kuponu verdik" diyerek hayrın reklamını yapmak, adeta bir şov yarışına girmek mi?
Yahu, bizim inandığımız din, "Bir elin verdiğini diğer el görmesin" zarafetini, o ince ahlakı emreden din değil miydi? Ne ara bu kadar koptuk özümüzden?
Ama yok! Görünen köy kılavuz istemiyor. Şimdiden, dört kişilik bir ailenin sırf "Biz daha zenginiz, daha şatafatlı yaşıyoruz" demek için kurdurduğu, belki de 30-40 garibanın rızkının çöpe gideceği o israf sofralarından fotoğraf paylaşma yarışı başladı bile. On bir ayın sultanı, maalesef gösterişin sultanına dönüştürülüyor.
Tam bu noktada naçizane bir hatırlatma yapmak isterim: Bugün bir Ramazan kolisinin bedeli ortalama 800 TL. O şatafatlı sofralarda çöpe giden hesaplarla kaç hanenin tenceresinin kaynayabileceğini varın siz hesap edin.
Neyse ki bu tablonun içinde içimizi ısıtan, "İnsanlık ölmemiş" dedirten güzellikler de var. Bu yıl da binlerce kişinin iftar sofrasına sıcak yemek ulaştırmaya devam edecek olan Kızılay'ımıza minnettarız.
Ve elbette, içimizden biri... Karamürsel'in evladı, dünya yıldızı futbolcumuz Merih Demiral. "Memleketimde kimse aç kalmasın" diyerek elini taşın altına koyması, o devasa yüreğiyle hemşehrilerine sahip çıkması her türlü takdirin üzerinde. Kendi memleketim adına, Karamürsel'in gururu Merih'e bu anlamlı duruşu için kocaman bir teşekkür ediyorum.
Ramazan'ın gösterişten uzak, paylaştıkça çoğaldığımız ve gerçek ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürdüğümüz bir ay olması dileğiyle…
Hayırlı Ramazanlar.