BU KOLTUKLA GÖMÜN BENİ!
Maalesef bu koltuk işi çok tehlikeli, çok sinsi bir sevda. Öyle bir hastalık ki, oturanın bir daha kalkası gelmiyor, kalkanın aklı o süngerli döşemede kalıyor.
İşin en acı, en mide bulandırıcı kısmı ise şu: Eğer sağlam bir yalaka ya da profesyonel bir dalkavuksanız; suratınıza tükürüldüğünde "Yarabbi şükür, bugün de ıslandık" diyebilecek kadar omurganızı esnetebiliyorsanız, o koltuklarda uzun, çok uzun yıllar oturmayı başarabiliyorsunuz.
Sözüm meclisten dışarı değil, tam da meclisin içine! Özellikle siyaset endeksli gelen, memleketin bu makam ve mevki koltuklarına zamkla yapışıp kalanlara bu yazım.
Yıllarımı verdiğim bu meslekte, sahada gördüğüm ve bizzat yaşadığım en net gerçek şudur: Bir makamın, bir derneğin ya da bir siyasi oluşumun başında "koltuk işgali" yapacak kişinin kesinlikle paraya ihtiyacı olmaması gerekir.
Dahası, zamanının büyük bir kısmını, gönül verdiği (ya da verir gibi göründüğü) o makama harcayabilecek kapasitede olmalıdır. Aksi takdirde ne mi oluyor? "Aman koltuk altımdan kaymasın, unvanım gitmesin" diye işgal edilen o yüce makamlar rezil rüsva oluyor, itibarı ayaklar altına alınıyor.
Bu bahsettiğim acı tablo; bilmem neyin müdürü, bilmem neyin ilçe başkanı veya bilmem neyin dernek başkanı...
Hepsi için harfiyen geçerlidir.
Düşünün ki; kendi sosyal hayatı sıfır olan, yolda karşılaştığı insana iki kelam edip selam verme kapasitesi bile bulunmayan tipler liyakatsizce bir makamı işgal ediyor.
Sonuç?
Koca bir sıfır ve bolca tahribat. Dedikodu, kin, nefret, başkasının başarısını hazmedememe krizleri...
O koltuğa, o makama ve bağlı bulunduğu kuruma verilen korkunç zarar da cabası.
Şimdi bu yazıyı okurken sizden bir ricam var. Gözlerinizi kapatın ve sadece iki dakika düşünün. Müdürlükleri, yerel siyasetçileri, sivil toplum kuruluşlarını ve dernekleri gözünüzün önüne getirin. Makamının hakkını verip ter dökenler bir yana; hiçbir şey yapmadan, oturduğu yeri yıllardır kendi vizyonsuzluğuyla içten içe çürütenleri teraziye koyun. Farkı çok net göreceksiniz.
Bizler gazeteciyiz. Bize ulaşan, gönderilen her türlü bilgiyi ve haberi en doğru şekilde işler, kamuoyuna karşı sorumluluklarımızı harfiyen yerine getiririz. Ancak yıllardır o koltuklarda oturup da hiçbir icraatı olmayan bu kişilerin gündeme dahi gelememelerinin tek bir nedeni vardır: **Boş boş koltuk işgal etmekten başka hiçbir şey yapmamaları.** Ortada bir icraat yok ki haber olsun!
Ama merak etmeyin, o günler de gelecek.
İlerleyen günlerde bölgemizdeki siyaseti ve bu makamların gerçek sahiplerini çok daha detaylı bir şekilde masaya yatıracağım. Kim ne kadar oy aldı? Kim aldığı o oyun, oturduğu o makamın hakkını veriyor? Kim konulduğu koltukta sadece lafla peynir gemisi yürütmek için kaostan besleniyor?
Hepsini tek tek, belgeleriyle ve gerçeklerle birlikte tartışacağız. O zamana kadar, koltuklarınıza sıkı sıkı sarılmaya devam edin; zira altınızdan kaydığında tutunacak bir itibarınız kalmamış olabilir.