Ercan Buber

BİZ KOCAMAN BİR AİLEYİZ…

Ercan Buber

BİZ KOCAMAN BİR AİLEYİZ…

Her fırsatta dile getiriyorum: “Biz kocaman bir aileyiz.” Bu ifade benim için sadece bir slogan değil; acıda, sevinçte, haksızlıkta tek yumruk olabilmenin adıdır. 

Bugün aslında masamda siyaseti derinden sarsacak, gündemi yerinden oynatacak dosyalar vardı. Ekip arkadaşlarım haberleri hazırlamış, sisteme girmeye bile başlamıştı. Ama hepsini durdurdum. Çünkü bugün, vicdanımızı sızlatan o görüntülerin, hayvana yönelik şiddetin gölgesinde siyaset konuşmayı reddediyorum.

Vicdan Sınavından Geçiyoruz!

Bugün yaşanan hayvana şiddet olayı, her zaman olduğu gibi yine duyarlı takipçilerimizin dikkati sayesinde bizlere ulaştı. Biz gündeme taşıyınca olay sadece bölgemizde kalmadı, Türkiye’nin gündemine oturdu. Başta Karamürsel Emniyet Müdürümüz Serkan Küçükdoğru, Kayacık Mahalle Muhtarımız Erkan Soybelli ve Cumhuriyet Savcımızın hassasiyeti sayesinde milyonlarca hayvansever tek yürek oldu.

A101 yetkilileri ve çalışanları “sadece uzaklaştırmak için su sıktık” deseler de, kimseyi kandırmasınlar. İçerideki kediyi çıkarmak için çaba sarf edersiniz anlarım ama dışarıdaki kediye, sırf orada duruyor diye kimyasal ya da en hafif tabiriyle su sıkmak, insanlığın başka bir boyutudur. Olay adli mercilere intikal etti, bu saatten sonra söz yargının.

Ancak asıl mesele şu: Bizim bu ilçede devasa bir sorunumuz var ve biz bu sorunu sürekli halı altına süpürüyoruz.nAç kalan sokak hayvanları, köylerde çiftçinin malına, hayvanına saldırıyor. Merkezde çocukların elindeki yiyeceği almak için üstüne giden hayvanlar durduk yere bunları yapmıyorlar; açlıktan, sahipsizlikten yapıyorlar. 

Gelin, hazır bu olayla bir silkelenmişken, bu sorunu kökten çözelim. Sadece Bir şey sıkan birini değil, bu hayvanları bu çaresizliğe iten sistemi de sorgulayalım.

DOSTLARIMA VE DOST GÖRÜNENLERE SELAM OLSUN

Yazımın son bölümünü ise biraz "özel" bir hatırlatmaya ayırıyorum.

Şu aralar kayıkçının kayığına binen herkes kendine dikkat etsin. Haddini aşanı, çizgiyi geçeni öyle diplomatik yollarla falan değil, gayet net ve "diplomatik olmayan" yollarla uyarırım. 

Tamamen saf ve temiz duygularla kurduğum dostlukları, arkadaşlıkları veya kardeşlik hukukunu; mesleki sorumluluklarımla karıştırmaya kalkanlar büyük yanılır.

Benim gazeteciliğim kimsenin kişisel kalkanı değildir. Arkadaşlığımızı, mesleki duruşuma engel görecek kadar yanılanlar varsa, hak ettikleri karşılığı en sert şekilde alırlar. Sonra kimse gelip de "Keşke..." demesin.

Dostun kim olduğunu bildiğim kadar, dost görünenin de farkına varmaya çalılıyorum.

Şimdilik bu kadar. Kalın sağlıcakla.

 

Yazarın Diğer Yazıları