BENİM BÜYÜK ZAAFIM VE ERTELENEN HESAPLAR
Yazının hemen başında peşinen söyleyeyim; bu satırları okurken şu gerçeği lütfen hep göz önünde bulundurun: Benim hayatta çok uzun yıllardır değişmeyen, çok büyük bir zaafım var.
Kolay kolay birilerini sevemez, herkese hemen değer veremem. Ancak değer verip sevdiğim zaman da çok ilginç bir şekilde gözüme perde iner. O insana, inandığım o davaya aşırı bir bağla tutunurum. Yanlışı görmek istemem. Duyduğuma inanmam, tereddütsüz savunmaya geçerim. Çünkü benim için mesele sadece bir insanı korumak değil; bu tamamen bir güven, sadakat ve vefa meselesidir.
Ta ki... gerçekten hazmedemeyeceğim bir ihanete uğrayana kadar.
Geçtiğimiz hafta Anıl Aksu’ya bir sitemde bulunmuştum. "Neden?" diye merak edenler oldu. Cevabı aslında çok basit ve net. Belediyede bir Şinasi Yazar, Orhan Tanış, İlkay Kaya ya da Ahmet Çalık için olumsuz bir laf, arkadan çevrilen kirli bir "film" duyduğum zaman bende şalterler atar. Gözüm hiçbir şeyi görmez.
Geçtiğimiz hafta tam da böyle bir şey oldu. Duyduğum, ilk başta inanamadığım ama masadaki diğer kişilerin de teyit ettiği bazı olaylar yaşandı. Ancak bu hafta görüştüğüm, sözüne büyük itimat ettiğim bir büyüğümün anlattıkları ve benden özel ricası üzerine, konuyu şimdilik çok da uzatmadan rafa kaldırıyorum. Fakat yanlış anlaşılmasın; bu bir unutuş veya sineye çekiş değil. Yalnızca, gereğinin zamanı gelince yapılacağı sözü alınarak verilmiş bir mola.
Ben çok net bir adamım. En büyük eksiğim belki de duygularımı çok filtresiz, çok şeffaf bir şekilde yansıtmam. Zaten duygusal bir adam olduğumu hiçbir zaman inkar etmedim. Sırf bu duygusallığım, bu körü körüne bağlılığım yüzünden yaşadığım maddi ve manevi kayıpları bir bilseniz... "Ercan, seninki duygusallık ya da bağlılık değil, düpedüz ahmaklık!" dersiniz. Belki de haklısınız. Ama en azından ben, aynaya bakıp kendimle yüzleşmeyi çok iyi biliyorum.
Dediğim gibi; duygusal, değer verdiklerine ölümüne bağlı ve son derece net bir adamım. Yapacağımı da, söyleyeceğimi de, sevgimi de, nefretimi de o an yaşar; yarına, içimde hesaplaşmamış hiçbir duygu bırakmam.
Benim önemsediğim insanlar, bu memleketle dertlenip gece gündüz demeden hayatlarından, ailelerinden ödün veriyorsa; onlarla beraber yol yürüyenler de bunun hakkını vermek zorundadır. Kimse kusura bakmasın; bu zorlu yolculukta bedel ödeyenlerin hakkını, emeğini masalarda kimseye yedirmem.
Hepinize sağlık, huzur ve samimiyet dolu, muhteşem bir hafta sonu diliyorum…