Ercan Buber

APEC Dosyasında Sis Perdesi Dağılıyor Mu?

Ercan Buber

APEC Dosyasında Sis Perdesi Dağılıyor Mu?

Geçtiğimiz günlerde gündeme taşıdığım APEC Çelik Yapı Sistemleri San. ve Tic. A.Ş. ile ilgili köşe yazısı adeta tsunami etkisi yarattı. 

Şu satırları yazarken, yazının tam doksan altı bin kişi tarafından okunması ve hala okunmaya devam ediyor olması beni bile şaşkına çevirdi. 

Demek ki bu mesele öyle sıradan bir ticari tartışma değilmiş. İnsanlar bu dosyanın açılmasını gerçeklerin yazılmasını dört gözle bekliyormuş. 

Hem de öyle sadece Karamürsel’de, Kocaeli’de değil… 

Türkiye’nin dört bir yanından, hatta dünyanın farklı ülkelerinden okunmuş olması olayın ne kadar büyük yankı uyandırdığını açıkça gösteriyor.

İşin daha da dikkat çekici tarafı şu oldu… 

Yazının ardından gerek İstanbul’dan gerek bölgemizden onlarca kişi bana ulaştı. 

Kimisi bilgi verdi, kimisi belge geleceğini söyledi, kimisi de ağzımı yokladı. “Ercan Buber ne kadar biliyor? 

Dosyanın ne kadarına hakim?” diye adeta nabız ölçmeye çalıştılar.

Şimdi okayları ve delilleri toparladığımızda ortada üç ihtimal konuşuluyor.

Birinci iddia şu: Bahar Obdan Ranieri kendi öz babasını dolandırdı ve suçu Saim Demir’in üzerine attı.

İkinci iddia: Saim Demir, büyük patron olarak bilinen Bahattin Obdan’ı dolandırdı bu nedenle tutuklandı ve ceza evinde.

Üçüncü ve en ağır konuşulan senaryo ise Bahar Obdan Ranieri ile Saim Demir’in birlikte hareket ederek Bahattin Obdan’ı çok ama çok büyük dolandırdığı.

Ortada çok ağır iddialar var.

Ancak bugün gelinen noktada, anlatılanlar, kulislerde dolaşan bilgiler ve özellikle Saim Demir’in cezaevinde olması nedeniyle bütün okların tek bir noktaya döndüğü konuşuluyor. 

Elbette burada hüküm verecek olan mahkemelerdir. 

Zaten köşe yazımın ardından adli makamlar da bilgi, belge ve konuya ne kadar hakim olduğumu öğrenmek için bilgime başvurdular.

Biz gazeteciler iddiaları, belgeleri ve gelişmeleri kamuoyuna taşımakla yükümlüyüz.

Aslına bakarsanız bu yazımda elimdeki belge ve bilgileri sizlerle paylaşacaktım amma gizlilik kararı alındığı için maalesef şuanlık paylaşamıyorum.

Ama benim asıl anlamadığım başka bir konu var…

Zeki Demir hakkında bu süreçler başladığından beri konuşulanlar gerçekten dikkat çekici. Adamın bu olaylarla doğrudan bağlantısı olduğuna dair net bir resmi tablo ortaya konulmamışken, neden bu kadar yoğun şekilde hedef tahtasına oturtulduğunu anlamakta zorlanıyorum.

Sözüm ona Karamürsel’de yaptığı bir siteyle ilgili şikayetler gündeme taşınmış. “Belediye harekete geçmedi” denilmiş. Haberler yapılmış. İddialar havada uçuşmuş.

Peki soruyorum…

Eğer ortada gerçekten resmi evraklarla sabit bir usulsüzlük varsa neden bina mühürlenmedi?

Neden süreç ilerlemedi?

Neden bugüne kadar somut sonuç çıkmadı?

Süreç başladığında bu konuda ilk haber yapanlardan biri yine bendim. Çünkü Zeki Demir bana çıkıp açık açık, “Benim en ufak hileli hurdalı işim yoktur, kanıtlamayan da…” diyerek çok net konuşmuştu. Ben de bunu haberleştirmiştim. Çünkü o gün bana anlattıklarına inandım.

Ama kimse şunu unutmasın…

Ben hayatım boyunca “miş-mış gazeteciliği” yapmadım.

Birilerinin hoşuna gitmeyecek diye gerçekleri saklamadım.

Yarın biri çıkar, “Ercan Bey buyurun resmi evraklar burada” derse yine yazarım. Kimsenin hatırı için susmam. Kimsenin korkusuyla geri adım atmam. Gazetecilik, rüzgara göre yön değiştirmek değil; fırtınada dimdik ayakta durabilmektir.

Şimdi gelelim işin en kritik noktasına…

Şimdiden söyleyeyim…

Bu mesele artık sadece bir şirket meselesi olmaktan çıktı.

Çünkü bir ailenin şerefi, namusu, haysiyeti söz konusu. Her şeyden önce suç şahsidir ama suça karışan kişi parayı,menkulü,gayrimenkulü 2. yada 3. kişiler ile aklama yoluna gidiyorsa bundan tabiki herkes payına düşeni alır. Sonra hiç bir para bu pisliği temizlemeye yetmez. 

Kamuoyu bu dosyanın ve gerçeklerin peşinde.

Karamürsel bu konuyu konuşuyor.

İstanbul bu konuyu konuşuyor.

İş dünyası bu konuyu konuşuyor.

Ve görüyorum ki çok büyük bir kitle benimle birlikte gelişmeleri takip ediyor.

Ben de takip etmeye devam edeceğim.

Çünkü yıllardır söylediğim bir söz var…

Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir derdi vardır.

Yazarın Diğer Yazıları